Sosyal Medya Sosyal Cesaret

Yayınlanma Güncel

Ne internetin ne de onunla var olan sosyal medyanın sağladığı avantajları görmezden gelmek mümkün değil. Ya dezavantajlar!

Anında ve maliyeti düşük, erişimi yüksek ve eş zamanlı iletişim olanağı sunması, yurttaş gazeteciliğinin gelişimine katkısı, sınırları ve mesafeleri ortadan kaldıran iletişime ve ilişkilere olanak tanıması, her zaman ve her yerde haberleşme şansı sunması  hiç tartışmasız sosyal medyanın çok önemli kazanımlarından bazıları. Kazanımlarla birlikte yaşanan değişim; gündelik yaşamdan, çalışma yaşamına, ekonomiye, güvenliğe, bilgiye erişim ve özgürlük algısına kadar çok geniş alanda etkisini hissettirdi.

Sanal ortamda iletişimin yüz yüze olmaması ve kimliklerin gizli olduğu yanılgısı ise, kullanıcının, özgürlüğün sonsuz olduğu duygusuna hizmet ederek kullanıcının söylemlerdeki cesaretini arttırırken, hem kullanıcının, hem de muhatapların özgürlük algısını yönetmeyi başardı. Çünkü sosyal medya, özellikleri nedeniyle herkesin kolaylıkla kullanabileceği ve her konuda her sözü söyleyebileceği bir ortam olarak konumlanmıştı. Bu nedenle; Mc Luhan'ın elektronik ortam insanın doğasını dönüştürür biçimindeki o yıllardan bugünü gören saptaması, Postman'ın "herkes bir gün star olacak" öngörüsü, sosyal medya sayesinde doruk noktasına ulaştı. Hatta "Herkes kendisini star hissedebilir" biçimine büründü.

Diğer taraftan sosyal medya, erişim gücü ve yüklediği sosyal cesaretle Elihu Katz'ın kullanımlar ve doyumlar yaklaşımına vurgu yaparcasına -bazen sosyal çevre edinme, bazen eğlence, bazen bilgi edinme, bazen de stresten arınma duygularıyla -paylaşım arzusunun da itici gücü oldu.

Bu yaklaşımlar ışığında  New York Üniversitesi Profesörlerinden Gabriella Coleman'ın belirttiği  gibi sosyal medyanın, kolaylıkla bir  itibarsızlaş(tır)ma/ "kamusal utanç" (public shaming) ortamı haline  dönüşebileceği de söylenebilir. Çünkü sosyal medya görünmez ve/veya gizli kimlik, sınırsız özgürlük yanılsamasıyla ötekileştirmenin ve nefret söyleminin kolayca yer bulabileceği bir ortam olabilmekte ve sosyal medya söylemleri, kolaylıkla aşağılamaya, ayrımcılığa, homofobiye kadar varabilmektedir. Bununla birlikte kendi içinde oluşan kontrol mekanizması online medyayı, Laura M.Holson'un New York Times'da dile getirdiği gibi, "utancın yeni mahkemesi "haline de dönüştürebilir.

Social Media User Stats 2014 verilerine göre; facebook aylık kullanıcı sayısı 1.28. Google'ın 1.6 milyar, twitter'ın bir milyardan fazla, Instagram'ın 150 milyon, Pinterest'in ise 70 milyon kayıtlı kullanıcısından söz edilmektedir . Son günlerde ise online ve anında yayıncılık temasıyla açıklayabileceğimiz periskop'un bu kervana katılarak 10 günde bir milyon kullanıcıya erişmesi , sosyal medyanın gücü ve önemine dikkat çekmektedir.

Afrika'ya giderken Kennedy Uluslararası havaalanında; "Garip Alman dostum: First klastasın. Yıl 2014. Biraz deodorant kullan. Vücut kokusunu solurken içsel monologum; şükür ki eczaneler, kozmetikler var. Heatrow Havaalanına indiğinde " Soğuk. -salatalık sandviçleri- çirkin dişler. Yine Londra"Daha sonra ise; "Afrika'ya gidiyorum. AİDS olmam umarım. Şaka yapıyorum. Ben beyazım. " Twitlerini atan IAC'nın kurumsal iletişim direktörü Justine Sacco, 11 saatlik uçuşun sonunda telefonunu açtığında, sadece 170 takipçisi olmasına karşın, 10 binlerce kızgınlık dolu twit almıştı. Söz konusu twitlerini atmadan önceki ayda sadece 30 kez google da aranmış olan Sacco, twitlerinden sonra ise, 11 günde 1.220.000 kez google da aranmış. Tabii ki bununla da kalmayıp IAC/InterActiveCorp'taki işinden de olmuştu Her ne kadar twit'lerinin bir şaka olduğunu söylese de gazetelerde röportajları yayınlansa da eleştiri oklarının hedefinden kurtulması kolay olmadı. Bu kez sanal ortamın sınır tanımayan sanal özgürlüğü, online mecranın kendine özgü denetim ağına takılmıştı. Hatta söz konusu twitler sadece sosyal medyada değil, uluslararası geleneksel medyada bile tartışma ve haber konusu oldu. Çünkü erişimi kolay ve sınır tanımayan sosyal medya iletileri, bir virüs hızıyla yayılabiliyor.

Söz konusu twit'in böylesine yankı yapmasında paylaşanın iletişimci olması mı (ki 170 kişilik takipçi sayısı ile düşük olasılık), yoksa toplumsal duyarlılık mı rol oynadı kesin bir şey söylemek zor. Ancak söz konusu örneğin sosyal medyanın hızı, erişim gücü, kapsama alanı, eş zamanlılığı, kamusal alan boyutuna dikkat çektiği kolaylıkla söylenebilir. Ayrıca bu örnek sesini duyurma ve söz söyleme arzusu, sanal ortamın yüklediği "sosyal cesaret" gibi elektronik ortam ile insan doğası arasındaki ilişkiyi anlatması açısından da ilginç. Twit, çağdaş ve özgür toplumlarda sosyal cesaretin sonuçlarının kamusal utanç duygusuna neden olabileceği, sanal ortamda kurşun kalem kullanılamadığı ve sanal ortam mahkemelerinin önemli işlevlerinin olduğunu daha iyi anlamaya da katkı sağlıyor.

Filiz Balta Peltekoğlu

5.05.2015

 

Özgürlük için gökyüzünü satın almanıza gerek yok.

Ruhunuzu satmayın yeter.

 

Nelson Mandela