Yine de En Doğrusu Halkla İlişkiler!

Yayınlanma Güncel

Halkla İlişkilere dair uzun süredir izlediğim, anlamlandırmaya çalıştığım konulardan bir tanesi  disipline ilişkin holistik yaklaşımdan uzak söylemler, bir diğeri ise -son yıllarda ülkemizde kavramlara yeni anlamlar yükleme  modasına uyarak-  disiplini adlandırma çabaları. Üstelik günümüzde olumsuz anlamlar yüklenmiş olan kavramlarla!

Toplumsal kaygıdan uzak, çıkar odaklı, manipülatif, tüketim toplumu yaratmaya yönelik ve yönü belirsiz bir değişimi hedefleyen iletişim anlayışını tanımlayan kavramların Halkla İlişkileri açıklarken kullanılması,  bindiğimiz dalı kesmenin de ötesinde bir anlam taşıyor!

Neyin hangi amaçla kullanıldığıdır önemli olan! Atomun icadında olduğu gibi!

Halkla İlişkilerin holistik yaklaşımla anlamlandırmaması, eksik değerlendirmenin dışında, hem disipline hem de daha  1900’lerin başında üniversitelere girmesini sağlayarak bir akademik disiplin olması yolunda çaba gösterenlere,  ülkemizi disiplinle tanıştırarak bugün akademik nitelik kazanmasına  zemin hazırlayanlara, meslek örgütlerini kuranlara, toplumsal yarar sağlamak amacıyla kuram ve  pratiğe yaşamlarını adayanlara  yapılan haksızlıktır.

Eğer bugün dijital Halkla İlişkileri konuşuyorsak, kullanılan yöntemler üzerinden disiplini tanımlıyorsak, İngiltere ve ABD arasında telgraf iletişiminin, Stefan Zweig’in  deyişiyle “Okyanusu aşan ilk söz”ün, 1857’de başlayan ama ancak 1866’da gerçekleşen öyküsünü bilmek gerekir. Çünkü Postman’ın bir başlangıç kabul ettiği telgrafın Atlas  okyanusunu aşma çabasında, fabrikaların ancak bir yıllık üretim süresiyle ulaştığı ama Atlas okyanusu yarılandığında  koparak  suyun derinliklerine gömülen kablolara, fırtınaya yakalanan gemilere, onca emek ve maliyet kaybına rağmen yeniden denemeyi göze alan, yılmayan mühendislere ve iletişimin önemini kavrayanlara  çok şey borçluyuz.

Üniversitelerde Halkla İlişkiler bölümleri, halkla İlişkiler derslerini verenler, disipline beyin teri akıtan akademisyenler  varsa,  meslek birlikleri olan uygulamalı bir disiplinse, milyon dolarları aşan cirolarıyla küresel Halkla İlişkiler ajanslarından, Halkla İlişkiler endüstrisinden söz ediliyorsa,  çok geniş bir uygulama alanı buluyorsa,  icra edenlere Halkla İlişkilerci ve/veya Halkla İlişkiler uzmanı yerine  iletişim uzmanı denilmesi  çok da önemli görünmüyor. Kaldı ki bugün ilanlarında iletişim uzmanı sözcüğünü tercih eden şirketler, görev tanımını açıklayabilmek için Halkla İlişkiler uzmanı sözcüğünü kullanmayı da göz ardı etmiyor ve her iki kavramı birlikte kullanıyorlar. 

Halkla İlişkilere 1990’larda belirgin biçimde  “itibar yönetimi” “algı yönetimi” gibi kavramlarla karşılık arandı ama evrensel tercih Halkla İlişkilerden yana oldu. Bugün olumsuz anlamlar yüklenmiş olan “toplum mühendisliği” ise yine Halkla İlişkilerin  isim babası Edward Bernays tarafından  Halkla İlişkileri açıklamak amacıyla 1900’lerin ilk yarısında kullanılan bir kavramdı. Ve de Halkla ilişkilerin  aydınlık bir geleceğin inşasında etkili bir aktör olduğuna yönelik bir vurguydu… Kaldı ki Halkla İlişkiler bir mühendis gibi analitik düşünme becerisini gerektirir. Halkla İlişkiler düşüncelerin tasarımıyla da açıklanamaz, çünkü; gerçekleri olası sonuçlarıyla paylaşmak, rasyonel karar verme tutumunun geliştirilmesine katkı sağlamak davranışsal içgörünün, davranışsal halkla ilişkilerin en önemli niteliklerinden biridir.

O nedenle Halkla İlişkiler bu tartışmaları hak etmiyor, hele ki yüzeysel olanlarını hiç hak etmiyor…

Çünkü Halkla İlişkiler, cinsiyet eşitliğinin yerleştirilmesi, yaşam boyu eğitimin  önemine ilişkin farkındalık yaratılması, kendi sınıfının bilincinde olan, özgür ve demokratik bireylerin yaşadığı toplumların inşasında önemli bir aktör olabilir. Çünkü Halkla İlişkiler Kurum/kuruluşların amaçlarına giden yolu kısaltabilir. Bu nedenle üzerinde asıl düşünülmesi gereken, “amaçların etikle ilişkisi”dir.

O halde sınırları çoktan belli olmuş bir  disiplini yeniden adlandırma çabalarıyla zaman kaybetmek yerine,  Halkla İlişkileri tüm yönleriyle ve derinlikleriyle kavrayarak, köklerinin sağlamlaşmasına, dallarının güçlenmesine katkı sağlamak daha rasyonel olmaz mı? Üstelik üzerinde bulunduğumuz sırada!

3.05.2019

Tags: halkla ilişkiler dijital halkla ilişkiler toplum mühendisliği iletişim uzmanı

 

Özgürlük için gökyüzünü satın almanıza gerek yok.

Ruhunuzu satmayın yeter.

 

Nelson Mandela