Halkla İlişkilere Holistik Yaklaşabilmek!

Yayınlanma Güncel

2008 finansal krizinden sonra Michael Lewis’in 28 hafta en çok satanlar lisesinde kalan ve finansal kararların dahi duygusal nedenlerle verilebileceğini anlatan Big Short adlı kitabı, 2016 yılında filme çekildiğinde küçük bir rol üstlenen Chiago üniversitesi Davranışsal Ekonomi Profesörlerinden Richard Thaler’ın(1) 2017’de Nobel Ekonomi Ödülünün sahibi olması güzel bir tesadüf müdür bilinmez ama davranışsal içgörünün geleceğin yükselen değeri olacağı kesin.
OECD (Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü), “daha iyi yaşam için daha iyi politikalar” (Better Policies for Better Lives), sloganıyla davranışsal içgörüye dikkat çekerken, İngiltere’de Davranışsal İçgörü Takımı, Kuzey Amerika ve gelişmiş diğer ülkelerde kamu hizmetlerini daha etkili ve daha kolay kullanılabilir olması için insan davranışlarına ilişkin daha gerçekçi modeller geliştirerek, çıktıları iyileştirmek, insanları kendileri için daha iyi tercihler yapma konusunda bilinçlendirmek (2)amacıyla yeni politikalar üretme çabası içindeler.
Davranışsal içgörü, politika geliştirmek amacıyla psikoloji, bilişsel faktörler ve sosyal bilimlerin amprik olarak test edilmiş sonuçlarını, insanların karar verme süreçlerini anlamak için birleştiren/ kaynaştıran bir tüme varım (3) yaklaşımıdır . Ancak istenen hedefe ulaşabilmek için politikaların üretilmesi kadar uygulanabilir kılınması gerekir. İşte, tam da bu noktada toplumsal kalkınma politikalarıyla Halkla İlişkilerin yolu kesişir. Tabii ki Halkla ilişkileri doğru okuyabilmek koşuluyla!
Halkla ilişkiler günümüzün sosyolojik yapısına atıfta bulunurcasına yıllardır iki kutuplu bir yaklaşımla ele alındı. Bir yandan eleştirel kuramlar ışığında acımasızca eleştirildi, diğer yandan da her zaman dürüst ve gerçek bilgiyi paylaşan bir anlayışın ürünü olarak sunuldu. Hatta eğer Center ve Cutlip’in “dürüst ve sağlam bağlar” olarak ifade ettikleri biçimde bir iletişim söz konusu değilse, Halkla İlişkilerden bile söz edilemezdi!
Bu keskin yaklaşımlar pek çok alanda olduğu gibi Halkla İlişkilerde de bir yandan iyi ve kötü örneklerin bir arada var olabilme olasılığının çoğu zaman görmezden gelinmesine neden oldu, bir yandan da Halkla İlişkilerin çoğu zaman yüzeysel bir yaklaşımla ele alınmasına ve herhangi bir kuramsal birikime sahip olmayı dahi gerektirmeyen bir karşılama mesleği olarak değerlendirilmesine yol açtı. Halkla İlişkiler; ya algıyı yöneten, manipüle eden uygulamalarla ele alındı, ya da pastadan mümkün olan en büyük payı almak isteyenlerin sütün santim hesaplarının arasına sıkıştı, medya ile ilişkiler olarak algılandı. Oysa gerçekte bu eksik değerlendirme, kavram üzerine düşünmemekle ve kapsama alanını holistik bir yaklaşımla ele almamakla ilgiliydi. Nitekim zaman içerisinde kara halkla ilişkilerden söz edilmeye başlandı. Bu ise, iyi ve kötü örneklerin bir aradalığının tesciliydi.
Halkla ilişkiler tüketime de katkı sağladı, özel sektörün kendisini tanıtımının baş aktörü de oldu, manipülasyon ya da bugünkü moda deyişle algı yönetimi işlevi de gördü. Kısacası Halkla İlişkilerden iletişimi yönetmenin gücünü keşfeden herkes yararlandı. Örnekler kolaylıkla erişilebilir yerlerdeler! Ama aynı zamanda Türkiye’nin Halkla İlişkiler tarihinde önemli bir yeri olan, çağdaş anlamda Halkla İlişkiler çalışmaları yapan ilk kuruluşlar olarak 1960 yılında kurulan Devlet Planlama Teşkilatı Yayın ve Temsil Şubesi ile 1964 yılında kurulan Nüfus Planlaması Genel Müdürlüğü Tanıtma Şubesi, Halkla İlişkilere farklı bir anlam yükler. Daha açık bir ifadeyle bu durum kamu kurumları ile halkla ilişkiler ilişkisinin, tanıtım işlevi ve “halkla ilişki” kurma biçimi ile sınırlı olmadığının en güzel kanıtıdır. Bu çabalar kamu kurumlarının tanıtımına değil, onun çok daha ötesinde bir davranış ve anlayış değişikliğine dikkat çeken yaklaşımlardı. O yıllarda kamu politikalarına halkla İlişkiler kampanyalarıyla verilen destek, tutum ve davranış değişikliği yaratma çabası, ikna kavramıyla açıklanırken, bugün söz konusu yaklaşım, “davranışsal içgörü” ile halkla ilişkileri buluşturuyor. Üstelik, kavrama  holistik bir yaklaşımla bakılmasına ve farklı uygulamalar bağlamında değerlendirilmesine katkı sağlayarak…

Melih Baş, “Nobel Ekonomi Ödülü ve Richard H.Thaler”, 16 Ekim 2017 Aydınlık gazetesi,
http://www.behaviouralinsights.co.uk/about-us/
http://www.oecd.org/gov/regulatory-policy/behavioural-insights.htm

 

 

 

 

Özgürlük için gökyüzünü satın almanıza gerek yok.

Ruhunuzu satmayın yeter.

 

Nelson Mandela