Her Kriz Bir Fırsat mıdır?

Yayınlanma Güncel

Kimilerine göre fırsat, kimilerine göre baş edilemez durum olarak nitelenen krizler, iletişimi yönetenlerin penceresinden ise, “proaktif ve stratejik yaklaşımla” fırsata dönüştürülebilir puslu dönemlerdir.


Hermann’ın “beklenmedik bir anda ortaya çıkan, kısa sürede çözüm gerektiren, itibar kaybına yol açabilen istenmeyen durumlar* ” biçimindeki tanımından hareketle, krizin ekonomik, siyasal, sosyal ya da diğer nedenlerle ortaya çıkabilen, ulusal, kurumsal ve bireysel düzeyde çözüm gerektiren durumları kapsadığı yorumuna ulaşılır. Puslu ortam ve kaygan zeminde mücadelenin zorluğuna karşın, önceden kazanılmış güven ve benimsenen stratejik iletişim yaklaşımıyla, kurumların krizleri fırsata dönüştürebilmesi kolay olmasa da olanaksız değil. Nitekim Halkla İlişkiler literatürü krizlerin fırsata dönüştürülebildiğini, krizden olumlu imajla çıkılabileceğini gösteren, farklı alanlarda yaşanmış ve iyi yönetilmiş kriz örnekleri konusunda oldukça cömerttir. 1977 yılında yaşadığı krizden olumlu imajla çıkan Dow Kimya örneği, Halkla İlişkiler hafızasında hala canlı…


Kuşkusuz krizle mücadelede krizin doğasına bağlı olarak, farklı iletişim stratejileri ve farklı reçeteler yazılabilir; örneğin, kriz iletişiminde krizin sorumluluğu üstlenilerek ve özür dilenerek hedef kitlelere düzenli bilgi akışı sağlanabileceği gibi, kriz reddedilebilir ya da sorumluluğun yükleneceği bir başka günah keçisi yaratılabilir. Ama her şeyden önemlisi, kriz iletişiminin kurumun kültürünü ve kurumsal iletişim yaklaşımını ortaya koyduğunu hatırlayarak, çözüm sürecinde de gerçekliğin üzerini örtmeyen, evrensel etik değerlerin şemsiyesi altında kalabilecek anlayışı koruyabilmektir. Çünkü ancak bu anlayışla yeni bir kriz önlenebilir ve/veya güven tazelenebilir. Aslında Halkla İlişkiler yazını, okların suçlayanlara ve/veya krizle ilişkisi olmayanlara yöneltildiği daha agresif örneklere de yabancı değil!


Krizle mücadele stratejisini kimi zaman krizin etkilerini önemsemeyen/küçümseyen tutum ve söylemler biçimlendirebilirken, bazen de mağdurlara özel vurgu yapılabilir, mağduriyetleri yüceltilebilir, hatta çeşitli biçimlerde ödüllendirilebilirler. Bunların yanında ve dışında paydaşları övmek, geçmişte yapılmış toplumsal onay ve destek görmüş iyi işleri anımsatmak** da krizle mücadelede sıkça rağbet gören yöntemlerden bir diğeri olarak anımsanmalı. Üstelik bu anımsama, sadece kriz iletişimini yönetenler için değil, yaşanan krizleri doğru okumak ve analiz etmek için muhataplar açısından da bir o kadar önemli!
Kaldı ki, Halkla İlişkiler uygulamalarının kurumların etik ve sosyal sorumluluk anlayışının bir yansıması olduğu gibi, kriz iletişim stratejisi de kurumsal sesin yankısıdır. Bu süreçte Halkla İlişkilercilerin payına düşen ise; geleceğin proaktif davrananların olduğunu anımsayarak, krizi fırsata çevirme çabası içindeyken dahi, evrensel ahlak ilkeleriyle iş ahlakının buluşacağı kesişim noktalarını koruma ve çoğaltma çabasını elden bırakmamak olmalı… Tabii bir de gerçeklikle ilgilenmek ve yapay krizleri reddetmek, çünkü gerçekliğin açığa çıkışı sadece güven ve itibar kaybı değil, aynı zamanda yeni bir krizin başlangıcıdır da!

*Aktaran Filiz Balta Peltekoğlu Halkla İlişkiler Nedir, İst:Beta, ,s.454,2016

**Krizi yanıtlama stratejileri konusunda bkz. W.Timothy Coombs&Sherry J.Holladay (ed.),The handbook of Crisis Communication, USA:Wiley_Blackwell,s.36, 2010

 

 14 Şubat 2018

 

Özgürlük için gökyüzünü satın almanıza gerek yok.

Ruhunuzu satmayın yeter.

 

Nelson Mandela