Çatışmalar, Çözümler ve Dil Sorunu!

Yayınlanma Güncel

Son yıllarda biraz mesafeli dursam da, Düzce Üniversitesi Gölyaka Meslek Yüksek Okulu "I.Toplumsal ve Kurumsal Çatışmalar ve Çözümler Kongresi"nin hazırlama komitesinin heyecanına sürecin başından bu yana tanık olmam ve de kongre temasının güncelliği nedeniyle kongre katılmaya karar verdim.

Kendi gözlüğümden kongrede öne çıkan kavramları çoğulculuk, uzlaşma, öğrenme olarak sıralayabilirim. Tabii ki tüm bunların gerçekleşebilmesi için kapsayıcı kavramın ise iletişim olduğunu eklemeliyim.

Çoğulculuk kavramıyla farklı seslerin, farklı renklerin, farklı kültürlerin güzelliklerini anlamaya, çeşitliliğin zenginliğini fark etmeye toplumumuzun ne kadar çok ihtiyacı olduğunu düşündüm. Ama "sen" dilinin ve ötekileştirmenin kol gezdiği bir ortamda çoğulculuğun inşasının hiç de kolay olmadığını bir kez daha anımsadım.

Ayrıca gerek medya gerekse gündelik yaşamda, olaylara sadece kendi merkezinden bakma davranışıyla ne kadar sık karşılaştığımı, bu durumun ise uzlaşma zeminini daha en baştan ortadan kaldırdığını, sen dilini beslediğini yine ve yeniden hissettim.

Çoğulculuk yerine çoğunluğun ön plana çıktığı, ben merkezli duruşla uzlaşmanın olanaksız hale geldiği durumlardan kurtulabilmenin ise ancak ve sadece öğrenme ile olanaklı olduğuna inancım daha da arttı. Ancak bu anlayışın zaten uzun olan eğitim sürecini daha da uzattığına bir kez daha karar verdim.

Zihnimde kısa bir değerlendirme yaparken ise bunların hepsinin kapsayıcı kavramı olan iletişimin önemini her zamanki gibi tüm hücrelerimle hissettim. Gerek öğrenmenin gerekse çoğulcuğun ve uzlaşmanın gerçekleşebilmesi, çatışmaların önlenebilmesi için olmazsa olmaz koşulun iletişim olduğuna dair düşüncem daha da netleşti!

Özellikle toplumsal yapılarında çoğulculuk, uzlaşı, bilimsel bilgiye verilen önemin ön plana çıktığı Batı toplumlarında yaygın olan ben diliyle iletişimin ne kadar önemli olduğunu, ben dilinin ise uzlaşma ve çözüm kültürüne ne denli katkıda bulunduğunu hatırladım. Kendi kültürümde ise sen dilinin ne kadar cesurca kullanıldığını ne yazık ki yeniden hatırladım. Ne yazık ki; çünkü sen dili suçlayıcıdır ve çözümden son derece uzaktır. Çünkü anlama çabası yoktur, çünkü sorunun kaynağı hep başkalarıdır, ötekilerdir.Herkesin bir ötekisi olabileceğine göre ise çözüm kimsenin sorumluluğunda değildir!

Ayrıca sen dilini kullananlar kendilerinden o kadar eminlerdir ki hiçbir "saptamalarında" yanılmazlar, "tespitleri" hep doğrudur! Propagandist yaklaşımda ise, ötekileştirerek yaftalamaktan hiç kaçınmaz sen dili. İletişim sürecine dahil olanlar ise, daha en başta kendilerini savunma gereksinimiyle iletişime başlamış olurlar. O zaman da çözümsüz çatışmalar yığını ile karşılaşılır.

Her yeni deneyimle, mevcut bilgilerin yeniden, en baştan yorumlanması gerektiğine inanan birisi olarak, "I.Toplumsal ve Kurumsal Çatışmalar ve Çözümler Kongresi'yle akademik çalışma alanımın önemini bir kez daha hissetmenin yanında ve ötesinde, toplumsal sorunlarımıza çözüm aradığımız bu günlerde çatışmaların çözümlerinin sen dilinden uzaklaşmış bir anlayışta yattığını düşündüm.

Ben dilinin kullanıldığı, uzlaşmacı yaklaşımın benimsendiği, empatinin öneminin kavrandığı ve çatışmalardan en doğru çözümlerin üretildiği toplumda yaşamanın umudunu duyumsayarak, Gölyaka Meslek Yüksek Okulu Kongre düzenleme grubunu kutluyorum.

10.10.2015

 

Özgürlük için gökyüzünü satın almanıza gerek yok.

Ruhunuzu satmayın yeter.

 

Nelson Mandela