Geleceğin Etikle İnşası!

Yayınlanma Güncel

Ekonomik, siyasal, sosyal dönüşümün dolayısıyla  geleceğin inşasında  etkili bir aktör  olarak halkla ilişkiler  mesleğinin etik kavramı ile ilişkisi,  özellikle Kant’ın “sadece eyleme değil, eylemin arka planı ile eylemi isteyip istememe*” konusuna da odaklanan etik yaklaşımıyla daha da önem kazanmaktadır. Çünkü çoğu davranışın olduğu gibi halkla ilişkiler faaliyetlerinin de bir amacı vardır. Bu nedenle etik ile ilişkisini halkla ilişkiler uygulamalarının amaçları açısından değerlendirmek ve disiplini bir bütün olarak ele almak gerekir. Aksi takdirde bütünü gözden uzak tutarak halkla ilişkileri eleştiri oklarının hedefi haline getirmek disipline haksızlık olur.

Zaman içerisinde stratejik olmaya doğru evrilen halkla ilişkiler günümüze  farklı alanlarda,  farklı uygulama biçimleriyle ve uzunca bir  geçmişle birlikte  gelmiştir.  “Halkla ilişkilerin sosyal sorumluluğun uygulanması” olduğunu dile getiren Edward Bernays başta olmak üzere pek çok yazar tarafından halkla ilişkilerin ortak zemin yakalama yönüne vurgu yapılmakta,  toplumsal yarar üzerine odaklanan bir anlayışla hareket etmesi gerektiğine dikkat çekilmektedir.

Ancak en azından bugüne kadarki uygulamalar göz önünde bulundurulduğunda,  halkla ilişkilerin kurumun iş hedefleri üzerine yapılandırıldığını görmek hiç de zor değildir. Ayrıca ticari amacı olan işletmelerin de böylesine güçlü bir disiplinden kendi kurumsal amaçları için yararlanmak istemeleri de pratik bir gerçekliktir. Zaten tam da bu nedenle halkla ilişkiler eleştirilerin odağı haline gelmektedir. Oysa işletmelerin dünyasında halkla ilişkiler uygulamalarının etikle olan ilişkisinin, iş hedeflerinin etikle olan ilişkisinden etkileneceği söylenebilir.

Halkla ilişkiler sadece “publicity”  çabalarından ibaret olmadığı gibi,  sadece kar amaçlı işletmelere özgü bir uygulama alanı hiç değildir. İşletmelerin pazarlama amaçlarına katkıda bulunan halkla ilişkiler, aynı zamanda evrensel kalkınma projelerinde yoksullukla mücadele stratejilerinin de baş aktörü olabilmektedir.  Ayrıca; halkla ilişkiler uygulamalarının tümünde  sadece katılımı benimseyen iki yönlü simetrik iletişim anlayışının hakim olduğunu söylemek ne kadar güç ise,  katılım dışında kalan  halkla ilişkiler uygulamalarının  tümünün  etik dışı olduğunu söylemek de bir o kadar güçtür. İşte bu nedenle halkla ilişkilerin etik olup olmadığı tartışmaları sadece farklı anlayışları yansıtan halkla ilişkiler modelleri açısından ya da  sadece  işletmeler bağlamında değil, disiplinin tüm kapsama alanı dikkate alınarak yapılmalıdır. Zira günümüzde yoksullukla mücadele için geliştirilen BM projelerinin  etkili olabilmesi için de halkla ilişkilerden ve sosyal pazarlamadan yararlanılmaktadır.

Bu bağlamda  Kant’ın “bir şeyin aynı koşullarda birisi için doğru, başka birisi için yanlış olabileceğini savunmak olanaksızdır” (Magee,137)  yaklaşımıyla bakıldığında ise, toplumsal kalkınmayı hedef alan yoksullukla mücadelede,  toplumsal cinsiyet eşitliği, nüfus planlaması, bireysel hak ve özgürlükler konusunda bilimsel doğruların anlatılmasında  halkla ilişkiler uygulamalarını bir eğitim süreci olarak ele almak gerekir. Zira evrensel eğitim anlayışı soru soran bireyler yaratırken, bilimsel gerçeklerin ve  evrensel doğruların  paylaşılmasıyla da  ilgilidir. Kaldı ki Kant’a göre etik ancak özgürlükle birlikte var olabilir ve  “..bir şeyi yapmanın lehte ve aleyhte  nedenleri konusunda bilgi sahibi  insanlar  ahlaka uygun ya da ahlak dışı davranabilirler…” (Magee,137). O halde halkla ilişkilerciler de uygulamalarının olası sonuçları üzerinde düşünmeliler. Üstelik sadece halkla ilişkilerciler de değil,  uygulamanın gün ışığına çıkması için ona dokunması gereken herkes!

Öyleyse halkla ilişkiler ve etik’in bir araya gelebilmesi için uygulamanın tüm taraflarının ortak ve evrensel etik değerler üzerinde buluşması gerekir. Yani; medya editoryal bağımsızlığından taviz vermemeli, kurumlar toplumsal ve evrensel sürdürülebilirliğin farkına varmalı, halkla ilişkiler uygulayıcıları da geleceği kurguladıklarının bilincinde olmalılar.

Kaynak

Brayn Magee,  Felsefenin Öyküsü, Ankara:Dost Kitabevi Yay. 2004

*Ogün Ürek,http://dusundurensozler.blogspot.com.tr/2008/10/kantta-etik-deerler-olarak-zgrlk-ve_16.html 

12.12.2015

 

Özgürlük için gökyüzünü satın almanıza gerek yok.

Ruhunuzu satmayın yeter.

 

Nelson Mandela